Ortadoğu’da uzun yıllardır “Irak’ın en istikrarlı bölgesi” olarak gösterilen Irak Kürdistan Bölgesi bugün belki de 2003 sonrası dönemin en kritik kırılmalarından biriyle karşı karşıya. Sadece Bağdat ile Erbil arasındaki petrol ve bütçe anlaşmazlıkları meselesi ile sınırlı kalmıyor. Kürt siyasi hareketinin kendi içindeki parçalanma da artık bölgesel özerk yapının geleceğini tartışmalı hale getiriyor. Özellikle Amwaj Media tarafından yayımlanan dikkat çekici analizde, Bağdat’taki siyasi mücadelelerin Irak Kürdistanı’nın mevcut özerk statüsünü aşındırdığı ve sürecin “federal yapının fiilen tasfiyesine” kadar ilerleyebileceği vurgulanıyor.
2005 Irak Anayasası sonrası kurulan sistem, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne geniş bir özerklik alanı tanımıştı. Kendi parlamentosu, güvenlik güçleri, ekonomik anlaşmaları ve petrol politikasıyla Irak Kürdistanı uzun süre “yarı-devlet” gibi hareket etti. Ancak özellikle 2017 bağımsızlık referandumunun başarısızlıkla sonuçlanması sonrası Bağdat’ın merkeziyetçi hamleleri giderek sertleşti. Kerkük’ün kaybı, petrol gelirlerinin denetlenmesi, maaş krizleri ve Federal Mahkeme kararları Erbil’in hareket alanını daraltmaya başladı.
Bugün yaşanan kriz sadece ekonomik değil. Asıl mesele, Irak’taki federal modelin artık fiilen sorgulanması. Bağdat yönetimi son yıllarda özellikle petrol gelirleri ve kamu çalışanlarının maaşları konusunda Erbil üzerindeki kontrolünü artırdı. Federal Mahkeme’nin aldığı kararlarla Kürdistan Bölgesi’nin petrol gelirlerini bağımsız biçimde yönetme kapasitesi ciddi şekilde sınırlandırıldı. Maaşların doğrudan Bağdat tarafından ödenmesi yönündeki uygulamalar ise Erbil’in idari bağımsızlığını zayıflatan sembolik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Ancak krizin daha derin boyutu Kürt siyasetinin kendi iç yapısında yatıyor. Çünkü Bağdat’ın elini güçlendiren en önemli unsur, Kürt tarafındaki parçalanmışlık. Özellikle KDP ile YNK arasındaki tarihsel rekabet doğrudan özerk yapının sürdürülebilirliğini etkileyen bir güvenlik meselesi haline gelmiş durumda.
- Sponsorlarımız -
Son dönemde seçimlerin ertelenmesi, parlamentodaki azınlık kotasının kaldırılması ve seçim sisteminin değiştirilmesi gibi gelişmeler de Kürdistan Bölgesi’nin iç dengelerini sarstı. Özellikle KDP’nin bazı kararlara karşı seçim boykotu tehdidinde bulunması, sistemin meşruiyet krizine sürüklendiğini gösteriyor.
Bu süreçte İran faktörü de dikkat çekiyor. Tahran’a yakın Şii siyasi blokların Bağdat üzerindeki etkisi arttıkça, Irak’ın merkezi yapısını güçlendiren adımlar hızlandı. İran’a yakın bazı çevreler Kürdistan Bölgesi’nin ekonomik bağımsızlığını ulusal egemenliğe tehdit olarak değerlendiriyor. Özellikle petrol ihracatının doğrudan SOMO üzerinden yapılmasını öngören yeni mekanizmalar, Erbil’in dış ekonomik manevra alanını ciddi biçimde kısıtlıyor.
Öte yandan Türkiye de gelişmeleri dikkatle izliyor. Ankara uzun yıllardır Irak Kürdistanı ile ekonomik ve güvenlik temelli pragmatik ilişkiler geliştirdi. Özellikle enerji koridorları ve PKK’ye karşı operasyonel iş birlikleri Türkiye-Erbil hattını stratejik hale getirdi. Ancak Bağdat’ın merkeziyetçi politikalarının güçlenmesi, Türkiye’nin kuzey Irak’taki nüfuz alanını da dolaylı biçimde etkileyebilir.
ABD açısından ise tablo daha karmaşık. Washington, Irak’ın federal yapısını korumaktan yana görünse de son yıllarda Erbil’e verdiği siyasi desteğin zayıfladığı yorumları yapılıyor. Özellikle Ukrayna savaşı, Çin rekabeti ve İran gerilimi nedeniyle Washington’un Irak dosyasını ikinci plana ittiği düşünülüyor. Bu durum Kürt siyasetinde “yalnızlaşma” hissini artırıyor.
Kürt kamuoyunda en büyük korku ise “sessiz merkezileşme” senaryosu. Yani bütçe, hukuk, maaş sistemi, enerji anlaşmaları ve idari kararlarla Kürdistan Bölgesi’nin adım adım Bağdat’a bağımlı hale getirilmesi. Birçok Kürt analist bugün yaşananları yavaş ilerleyen bir tasfiye süreci olduğunu savunuyor.
- Sponsorlarımız-
Üstelik mesele yalnızca Erbil-Bağdat hattıyla sınırlı değil. Kerkük, Şengal ve diğer tartışmalı bölgeler üzerindeki anlaşmazlıklar da yeniden sertleşebilir. Irak Anayasası’nın 140. maddesi yıllardır uygulanmıyor ve bu durum kronik bir siyasi mayın olarak varlığını sürdürüyor.
Bütün bu gelişmeler, Irak Kürdistanı’nın geleceğine dair şu kritik soruyu yeniden gündeme taşıyor: Kürtler, 2003 sonrası elde ettikleri federal kazanımları koruyabilecek mi, yoksa Irak yeniden sert merkeziyetçi bir modele mi dönecek?
Şu an için kesin olan tek şey, Irak Kürdistanı’nın artık eski siyasi ve ekonomik rahatlık döneminde olmadığı. Bağdat’ın güç konsolidasyonu, Kürt iç bölünmeleri, İran etkisi ve değişen bölgesel dengeler birlikte düşünüldüğünde, Ortadoğu’daki en önemli özerk yapılardan biri tarihi bir eşikte bulunuyor.