Ortadoğu, yüz yıl önce çizilen sınırların, eski ittifakların ve geleneksel devlet yapılarının yeniden sorgulandığı tarihsel bir kırılma sürecine girmiş durumda. Bu kırılmanın merkezinde ise giderek daha fazla konuşulan bir başlık bulunuyor: Kürtler.
Özellikle İsrail merkezli medya kuruluşlarında ve Batılı strateji çevrelerinde son dönemde yayımlanan analizler, Kürt meselesinin Türkiye, İran, Irak veya Suriye’nin iç sorunu olarak görülmediğini ortaya koyuyor. Kürtler artık doğrudan İran-İsrail çatışmasının, ABD’nin Ortadoğu stratejisinin ve bölgesel güç dengelerinin bir parçası olarak ele alınıyor.
Jerusalem Post’ta yayımlanan son analizlerde dikkat çeken nokta, Kürtlerin giderek daha açık şekilde İran karşıtı bölgesel stratejinin potansiyel unsurlarından biri olarak değerlendirilmesi. Özellikle İran’ın iç yapısının kırılganlığı tartışılırken Kürt bölgelerinin taşıdığı stratejik önem sürekli vurgulanıyor. Bazı analizlerde İran’daki rejim değişikliğinin ancak içeriden desteklenecek toplumsal ve silahlı hareketlerle mümkün olabileceği belirtilirken, Kürt güçleri bu senaryonun en organize aktörlerinden biri olarak gösteriliyor.
İsrail medyasında son aylarda sık sık tekrar edilen görüşlerden biri şu: İran’ın Kürt bölgeleri, Tahran’ın güvenlik mimarisinin en hassas halkalarından biri haline gelmiş durumda. Bu nedenle Kürt hareketleri İran’ın bölgesel nüfuzunu zayıflatabilecek potansiyel jeopolitik aktörler olarak ele alınıyor.
- Sponsorlarımız -
Bazı İsrailli yorumcular daha da ileri giderek Kürtlerin gelecekte Ortadoğu’da yeni bir müttefik blok oluşturabileceğini savunuyor. Özellikle İran’ın zayıflaması durumunda Irak Kürdistanı ile İran Kürdistanı arasındaki bağların daha görünür hale geleceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
İran Neden Kürtlerden Bu Kadar Endişeli?
İran’da yaklaşık sekiz milyon Kürdün yaşadığı tahmin ediliyor. Bu nüfus özellikle Kirmanşah, Mahabad, Sine, Urmiye ve çevresindeki geniş bölgelerde yoğunlaşıyor. Son yıllarda yaşanan toplumsal hareketlilik ve Mahsa Amini protestoları sırasında Kürt şehirlerinin öne çıkması, İran güvenlik kurumlarında ciddi alarm yarattı.
Mahsa Amini’nin Kürt olması ve protestoların ilk büyük dalgasının Kürt bölgelerinde başlaması, Tahran açısından ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendirildi.
Bu süreçten sonra İran Devrim Muhafızları’nın Irak Kürdistan Bölgesi içerisindeki İranlı Kürt örgütlerine yönelik saldırıları belirgin biçimde arttı. Komala, PAK ve PDKİ gibi örgütlerin bulunduğu kamplar sık sık füze ve İHA saldırılarının hedefi oldu. Son aylarda gerçekleştirilen operasyonlarda birçok üs vuruldu ve İran açık biçimde Kürt hareketlerinin savaş sürecinde aktifleşmesini engellemeye çalıştı.
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre İran yalnızca sınır ötesi saldırılarla yetinmedi. Kürt siyasi hareketlerine yönelik yoğun istihbarat faaliyetleri devreye sokuldu. İran güvenlik yapıları, Kürt grupların olası bir bölgesel savaşta aktif rol üstlenmesini engellemek için geniş çaplı operasyonlar yürüttü.
- Sponsorlarımız-
2026 yılı içerisinde yaşanan en dikkat çekici gelişmelerden biri de İranlı Kürt siyasi hareketlerinin uzun yıllardan sonra daha koordineli bir çizgiye yaklaşması oldu.
Farklı ideolojik geçmişlere sahip birçok Kürt örgütü ortak toplantılar gerçekleştirdi ve İran rejimine karşı koordinasyon mekanizmaları kurmaya başladı. Bu durum Washington ve Tel Aviv’de de dikkatle takip edildi. Bu gelişme birçok gözlemci tarafından tarihsel bir eşik olarak yorumlandı. Çünkü İran yönetimi uzun yıllardır Kürt hareketlerini parçalı yapı üzerinden kontrol etmeye çalışıyordu. Ortaya çıkan yeni koordinasyon arayışları ise bu denklemi değiştirme potansiyeli taşıyor.
Washington ve Tel Aviv Kürt Kartını mı Açıyor?
Ortadoğu’da en çok tartışılan sorulardan biri şu:
- Advertisement -
ABD ve İsrail gerçekten Kürtleri İran’a karşı yeni cephe olarak mı görüyor?
Bu soruya kesin bir cevap vermek zor. Ancak son aylarda ortaya çıkan haberler ve kulis bilgileri, bu ihtimalin ciddi biçimde konuşulduğunu gösteriyor.
Jerusalem Post’a konuşan bazı kaynaklar, İranlı Kürt grupların ABD ile çeşitli temaslar yürüttüğünü ve olası senaryoların değerlendirildiğini ileri sürdü. Bazı haberlerde CIA desteği, silah yardımı ve koordinasyon görüşmeleri iddiaları da gündeme geldi. Ancak bu iddiaların önemli kısmı bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil.
Bununla birlikte Batı medyasında yer alan değerlendirmeler, Kürt hareketlerinin İran karşıtı denklem içerisinde stratejik önem taşıdığı konusunda genel bir fikir birliği olduğunu gösteriyor. Le Monde’da yayımlanan analizde İranlı Kürt gruplar “rejime karşı en örgütlü muhalif güçlerden biri” olarak tanımlanırken, Kürtlerin olası bir çatışmada belirleyici rol oynayabileceği ifade edildi.
Kürtler Neden Temkinli?
Bütün bu tartışmalara rağmen Kürt hareketlerinin önemli bölümü son derece dikkatli davranıyor. Bunun temel nedeni tarihsel hafıza. Kürtler son yüz yıl boyunca birçok kez küresel güçlerin stratejik hesaplarında kullanıldıktan sonra yalnız bırakıldıklarını düşünüyor. Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nden Irak Kürdistan’ı ayaklanmalarına, Rojava gerçeğinden bağımsızlık referandumuna kadar birçok deneyim Kürt siyasal hafızasında derin izler bıraktı.
Bu nedenle bugün birçok Kürt lider aynı soruyu soruyor: “İran’a karşı savaşın ön cephesinde yer alırsak, savaş sonrasında da desteklenecek miyiz?”
Bu minvalde Ortadoğu’da devlet sisteminin geleceği tartışılıyor.
Suriye fiilen parçalanmış durumda. Irak hâlâ kırılgan. Lübnan ağır kriz içerisinde. İran tarihinin en büyük baskılarından biriyle karşı karşıya. Bu tablo içerisinde Kürtler yeni bölgesel düzenin merkezindeki stratejik aktörlerden biri haline geliyor.
Jerusalem Post’ta yayımlanan yazı açık biçimde eski Ortadoğu sınırlarının aşındığı ve yeni jeopolitik yapıların ortaya çıkabileceği dile getiriliyor. Bu değerlendirmelerde Kürtlerin gelecekte daha büyük siyasal statüler elde edebileceği ihtimali de tartışılıyor.
Fakat tam da burada tarihsel gerçeklik devreye giriyor. Kürtler bugün belki de son yüzyılın en kritik kavşaklarından birinde bulunuyor. Bir tarafta İran-İsrail çatışmasının yarattığı yeni fırsatlar, diğer tarafta büyük güçlerin jeopolitik hesapları var.
Bu nedenle önümüzdeki süreç Kürtlerin geleceğini de belirleyecek. Ve görünen o ki, Ortadoğu yeniden şekillenirken Kürt meselesi doğrudan yeni Ortadoğu denkleminin merkezindeki başlıklardan biri haline geliyor.