2014 yılının Ağustos ayında, Irak’ın kuzeybatısındaki Şengal (Sincar) Dağı’nda dünya bir kez daha sustu. IŞİD militanları, Ezidi köylerine girdiğinde, kadınlar evlerinin damlarına beyaz bezler astı — teslim olduklarını, barış istediklerini anlatmak için. Ama o beyazlık, kısa sürede utancın sembolüne dönüştü.
O gün, binlerce kadın ve çocuk kamyonlara doldurulup bilinmeyen yönlere götürüldü.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne göre, yaklaşık 6.800 Ezidi kadın ve çocuk kaçırıldı. Onlar için “ganimet” sözcüğü kullanıldı; bu, sistematik bir köleleştirmenin başlangıcıydı.
I. Köle Pazarları
BM raporları, Rakka, Musul, Telafer ve Halep’te “kadın pazarları” kurulduğunu doğruluyor. Ezidi kadınlar yaşlarına, fiziksel görünümlerine, “bekâret durumlarına” göre fiyatlandırıldı. Bazıları birkaç yüz dolara, bazıları sadece bir paket sigara veya 40 dolar karşılığında el değiştirdi.
- Sponsorlarımız -
Bir tanık, Time dergisine 2015’te şöyle demişti:
“Beni iki kez sattılar. İlkinde 100 dolar, ikincisinde 40 dolar verdiler. Her satışta biraz daha değersizleştim.”
Kadınlar, militanların evlerinde “kölelik sözleşmeleri” altında tutuldu; zorla evlendirildi, defalarca tecavüze uğradı, dövüldü, aç bırakıldı. Bazıları intihar etti. Bazıları çocuk doğurdu. Ve bazıları — hâlâ kayıp.
II. Soykırımın Kadın Yüzü
BM’nin 2016 tarihli “Commission of Inquiry on Syria” raporu, IŞİD’in Ezidilere yönelik eylemlerini soykırım olarak tanımladı. Bu, 21. yüzyılda belgelenmiş ilk cinsel temelli soykırım olarak tarihe geçti.
- Sponsorlarımız-
Ezidiler, yalnızca inançlarından ötürü hedef alındı. Kadınlar “ganimet”, erkekler “mürted”, çocuklar “asker” sayıldı. Köle pazarlarında kadınların fotoğrafları Telegram gruplarında, militan forumlarında paylaşıldı. Bir BM yetkilisi o dönemde şunu söylemişti:
“Bu, yalnızca savaş suçu değil; bir halkın kimliğini kadın bedeni üzerinden yok etme girişimidir.”
III. Kurtulanların Sessizliği
- Advertisement -
Aradan on bir yıl geçti. Fakat kurtulan kadınların çoğu hâlâ konuşamıyor. Bazıları Almanya, Fransa ve Kanada’ya sığınarak tedavi görüyor. Bazıları Laleş Tapınağı’nda yeniden doğmak için sembolik arınma ritüellerine katılıyor. Ve bazıları, köylerine dönseler de artık aynı değil.
Bir Ezidi kadın, Human Rights Watch’a şöyle anlatmıştı:
“Beni kurtardıklarında 18 yaşındaydım. Ama içimde 80 yıllık bir yorgunluk var.”
Ezidi toplumunun ileri gelenleri, ilk zamanlarda “tecavüz mağduru kadınların yeniden topluma kabulü” konusunda zorlanmıştı. Fakat Laleş’teki dini otoriteler, tarihte ilk kez bir karar aldı:
“Onlar günahkâr değil, kurbandır. Ve her kurban, bizim kızımızdır.”
IV. Hâlâ Kayıp Olanlar
2025 itibarıyla, yaklaşık 2.600 Ezidi kadın ve çocuk hâlâ kayıp. Bazıları Suriye’nin kuzeyinde, bazıları Irak’ın uzak köylerinde gizlenmiş durumda. IŞİD sonrası kurulan “rehabilitasyon kamplarında” 2020’ye kadar 3.500 kişi kurtarıldı. Fakat binlerce dosya hâlâ açık. Irak hükümeti ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Şengal’de toplu mezarlar açmaya devam ediyor. Her açılan mezardan, bir “kayıp kızın elbisesi” çıkıyor.
Her elbise, bir hikâyenin kalanı.
Araştırma / Gazete Pan